KONUŞMAK VE ANLAMAK Temmuz 02
Birkaç yüzyil önce ... Papa bütün Yahudilerin Roma'yı terk etmeleri
gerektiğine karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir
tepki gelir. Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle
karşılıklı dini bir müzakere yapmalarını önerir. Yahudiler kazanırsa
kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler. Yahudiler çaresiz
kabul eder ve temsilci olarak Moiz'i seçerler. Ancak Moiz'in
Papa ile aynı dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak
yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler.
Papa kabul eder.Müzakere günü geldiğinde iki taraf
karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan
sonra Papa elini kaldırarak 3 parmağını gösterir. Buna
karşılık Moiz tek parmağını kaldırır. Papa parmaklarını sallayarak
başının etrafında çevirir. Moiz ise parmağı ile yeri işaret
ederek oturduğu yeri gösterir. Papa yanındaki çantadan
bir parça ekmek ve şarap çıkartınca Moiz de bir elma çıkartır.
Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak 'Ben pes ediyorum, Yahudiler
kalabilirler' der.
Müzakere sonrasında Papa'nın etrafına
toplanan kardinaller Papa'ya ne olduğunu sorduklarında Papa: Ben önce
3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlüyü işaret ettim. Buna
karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek tanrıyı
tanıdığını söyledi. Ben parmaklarımı sallayıp başımın
etrafında çevirerek tanrının bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde
o da oturduğu yeri işaret ederek tanrının onların durduğu yerde
de olduğunu işaret etti. Ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp
tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim
zamanda hemen bir elma çıkartıp bana ilk günahı hatırlattı. Herifin
her şeye bir cevabı var. Ne yapabilirdim ki?' Aynı sırada
Yahudi cemaati de Moiz'in etrafını sarmış ona nasıl başardığını
soruyorlardı Moiz;' Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde
burayı terk etmemizi istedi. Ben de ona bir tekimizin bile
ayrılmayacağımızı söyledim. Sonra bütün şehrin Yahudilerden
temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir yere gitmeyip olduğumuz
yerde kalacağımızı söyledim.' 'Sonra ne oldu?' diye
kalabalık heyecanla sormuş. 'Valla, sonrasını ben de pek anlamadım.
Adam biraz hiddetlendi ve öğle yemeğini çıkardı. Bunun
üzerine ben de benimkini çıkarttım. Hepsi bu!..'
İNSANLARIN NE KONUŞTUĞU DEĞİL NE ANLADIĞI
ÖNEMLİDİR.
gerektiğine karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir
tepki gelir. Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle
karşılıklı dini bir müzakere yapmalarını önerir. Yahudiler kazanırsa
kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler. Yahudiler çaresiz
kabul eder ve temsilci olarak Moiz'i seçerler. Ancak Moiz'in
Papa ile aynı dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak
yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler.
Papa kabul eder.Müzakere günü geldiğinde iki taraf
karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan
sonra Papa elini kaldırarak 3 parmağını gösterir. Buna
karşılık Moiz tek parmağını kaldırır. Papa parmaklarını sallayarak
başının etrafında çevirir. Moiz ise parmağı ile yeri işaret
ederek oturduğu yeri gösterir. Papa yanındaki çantadan
bir parça ekmek ve şarap çıkartınca Moiz de bir elma çıkartır.
Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak 'Ben pes ediyorum, Yahudiler
kalabilirler' der.
Müzakere sonrasında Papa'nın etrafına
toplanan kardinaller Papa'ya ne olduğunu sorduklarında Papa: Ben önce
3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlüyü işaret ettim. Buna
karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek tanrıyı
tanıdığını söyledi. Ben parmaklarımı sallayıp başımın
etrafında çevirerek tanrının bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde
o da oturduğu yeri işaret ederek tanrının onların durduğu yerde
de olduğunu işaret etti. Ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp
tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim
zamanda hemen bir elma çıkartıp bana ilk günahı hatırlattı. Herifin
her şeye bir cevabı var. Ne yapabilirdim ki?' Aynı sırada
Yahudi cemaati de Moiz'in etrafını sarmış ona nasıl başardığını
soruyorlardı Moiz;' Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde
burayı terk etmemizi istedi. Ben de ona bir tekimizin bile
ayrılmayacağımızı söyledim. Sonra bütün şehrin Yahudilerden
temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir yere gitmeyip olduğumuz
yerde kalacağımızı söyledim.' 'Sonra ne oldu?' diye
kalabalık heyecanla sormuş. 'Valla, sonrasını ben de pek anlamadım.
Adam biraz hiddetlendi ve öğle yemeğini çıkardı. Bunun
üzerine ben de benimkini çıkarttım. Hepsi bu!..'
İNSANLARIN NE KONUŞTUĞU DEĞİL NE ANLADIĞI
ÖNEMLİDİR.

