Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

MAKYAJ VE GÖSTERİ DÜNYASI, ETLE TIRNAK GİBİ

GÜZELİM, ÖZELİM, FAZLA BAKMA SENİ ÜZERİM.

Kim ne derse desin, kadın makyajı ne erkekler için yapar, ne de iddia edildiği üzere diğer kadınlar için. Makyaj bir kadının kendindeki kusursuzluğa ulaşma hayalinin masum bir çabasından başka bir şey değil.

Tarihi günümüzden 7 bin yıl önceye kadar uzanan makyaj, ilk günden bu yana daha güçlü bir imaj yaratmak için kullanıldı. Günümüzün modern makyajıyla ‘eskiler’in arasındaki fark ise; onu kullananlarda. Tarihte ilk kez erkeklerin kullandığı ‘makyaj’, günümüzde kadınların iktidar sahası. Makyaj, kadınların kusursuzluk arayışında en güçlü silahı.

MAKYAJ Sürmeyi itina ile çekti. Yüzündeki bir çok noktaya boyalarla gölgelemeler yaptı. Makyajı tamamdı. Göz alıcı elbiselerini giydi, takılarını taktı. Artık hazırdı. Arkadaşlarıyla buluştu ve...


Ne bir düğüne gidiyorlardı ne de bir eğlenceye. Gözlerde sürme, saçlarda sarı nişastadan yapılan boyalar; ne televizyon, ne telefon, ne de internet vardı. Böyle zamanlarda aslında amaçları, ya tanrılarını etkilemek oluyordu, ya da düşmanlarını korkutmak. Yaşam kavgasında, düşmanlarını korkutmak için göz alıcı giysiler giyerek ve yüzlerine boyalar sürerek ayakta kalabiliyorlardı. Otantik renklerin dansı yüzlerinde gizli olan bu insanlar, erkeklerdi. O erkekler eğlenceye değil savaşa veya dini ayinlere gidiyorlardı. Bu, aslında tarihte ilk süslenenin erkek olduğunu gösterir bize. Bugün bile dünyanın bazı bölgelerindeki ilkel toplumlarda erkeklerin savaş oyunlarında nasıl boyandıklarını görmekteyiz.


İnsanlar çağlardan beri sağlıklı ve güzel görünmek, dost ya da düşman olsun başkalarını etkilemek ve genç kalmak için çevrelerinde bulunan her şeyi kullandılar: Bitkileri, çiçekleri, çamuru, kaynak suyunu, deniz suyunu, yosunları, toprağı....

Farklı kültürlerde, farklı coğrafyalarda makyaj ya da o zamanki deyimiyle boyanmak, tek bir amaç uğruna yapılmıyordu. İlkel insanda makyaj, kimi zaman yüz ve bedenin boyanması, kimi zaman ise boyanmanın yerine geçen maskelerle ortaya çıktı. Totemizm denilen ruhlara ve atalara tapınma eyleminde, maskenin önemi çok büyüktü. Bu tapınma şeklinde, insan evrende kendi özü dışında her şeyde birbirinden değişik bir öz olduğuna inanıyordu.


 Maskeyi ya da makyajı bir ruh kalıbı haline getirmesinin amacı ise bu ruhları kendisinden yana çekebilmekti. M.Ö. 10.000-8000 tarihleri arasında yaşamış olan Cro-magnonlar’a ait olduğu sanılan mezarlardaki kemiklerde, kırmızı boyalar tespit edildi. Ölünün yakınları, solmuş olan deriyi canlandırmak, yiten hayatı geri kazanabilmek için cesedin üzerine kırmızı toprak boyası serpiyorlardı. Seçtikleri kırmızı renk, hayatı, yaşamı temsil ediyordu.

Sürme çeken evliliğe hazır demekti

Asurlular ise güneşin olumsuz etkilerini hafiflettiğine inandıkları mavi renkli sürme kullanırlardı. En eski çağlarda kadınların vişne ve renkli kil gibi bir çok maddeden ruj yaptığı biliniyor. Ancak bilinmeyen en azından emin olunmayan kadınların bunu güzel görünmek için mi, yoksa erkekleri korkutup kaçırmak için mi yaptıkları. Ne için yapılırsa yapılsın Afrika’da ve Batı Avrupa’da ortaya çıkarılan kaya resimlerinde kadınların ruj kullandıkları açıkça görülüyor. Ruj gibi, günümüzün rimeline benzer bir başka makyaj malzemesinin; sürmenin kullanımı da oldukça eskilere dayanıyor. Arap kadınları ise ‘mikhale’ denilen şişeler içerisinde korunan sürmeyi kendi çocuklarının gözlerine çekerlerdi. Kirpiklerin iç kısımlarına çekilen bu sürmenin rivayete göre faydaları vardı; göze şifa veriyor, kirpikleri güçlendiriyordu. Ayrıca dul kalan Arap kadınları, yas tuttukları zaman süslenmeyi bırakır, evlenmek istedikleri zaman tekrar süslenmeye başlarlardı ki sürme çekmek evlenmeye hazır durumda olduklarının bir göstergesiydi. Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın hayat felsefesinin güzellik olmasından dolayı olsa gerek makyajın en belirgin şekilde görüldüğü uygarlık eski Mısır. Bu uygarlıktan kalan makyaj malzemesi kalıntıları bunun en büyük kanıtı. Kalıntılar arasında, boya paletleri, makyaj çanakları, sürme malzemeleri ve benzerleri var.

Avupalı’ya makyajı Rumlar öğretti

Avrupalı kadınların makyajı Rum kadınlardan öğrendikleri söylenir. Malzemelerin de Mısır, Çin ve Hindistan’dan ithal edildiği. Ne zamana kadar mı bu böyle devam etti? Ta ki Fransızlar bu sektöre el atıp kozmetik devrimini yapana kadar. Fransa’daki kozmetik devriminin ortaya çıkışıyla kadınlar çok daha sade, maskeye benzemeyen, doğal makyajlar yapmaya başladı. Batı kendi modernliğini makyaja da yansıttı ve yeni bir stil ortaya çıkararak ‘makyaj’ı baştan yarattı. Teknolojinin de yardımıyla makyaj bugün önemli bir sektör halini aldı. Bu sayede güzelleşmek geçmiş çağlardaki gibi zahmetli olmaktan çıktı. Çok sayıda makyaj çeşidi ve malzemesi hayatlarımıza girmeye başladı.
Makyajın değişerek de olsa günümüze kadar gelmesinin yardımcılarından biri de sahne ve gösteri sanatları oldu. Sinema filmlerinde, tiyatro oyunlarında, dizilerde, kliplerde, dans şovlarında, televizyon şovlarında kısacası ışığın kullanıldığı tüm aktivitelerde makyaj olmazsa olmazlardan biri. Bazen ışığın verdiği olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için bazen de yüzü tamamıyla değiştirmek için kullanılan makyaj, uzmanlar tarafından yapılıyor. Uzmanlar, insanların yüzlerine sürdükleri boyaya kabiliyetlerini de katarak bir nevi sanat icra ediyor.
Bu sanatı tek icra eden makyaj uzmanları değil. Artık kadınların bir çoğu kendisi için en uygun makyajı biliyor ve adeta birer sanatçı gibi kendilerine uyguluyor; üstelik neredeyse her sabah...
Kadınların günlük hayatlarının rutini haline gelen makyaj, bir kaç boyayı yüze sürmekten öte bir olay, bir motivasyon aracı. Makyaj günümüze gelene kadar değişse de, anlamı her zaman aynı: Daha güçlü bir imaj için güzelleşme. Uzmanlara göre makyaj, psikolojik olarak kişiye kendini iyi hissettiren, kendisine has özelliklerini ortaya çıkaran aynı zamanda bilinçli kullanıldığı zaman dış etkilere karşı cildi koruyan bir uygulama. Elbette doğal ürünler kullanmak şart 

KLEOPATRA- nın SIRRI

Antik Mısır’ın son Helenistik kraliçesi Kleopatra’nın Roma İmparatoru Sezar’ı kara sevdaya düşüren güzelliğini, sıcak ‘at sütü’ (kımız) banyosuna borçlu olduğu iddia edilir.

‘Bir elinde cımbız bir elinde ayna...’

Tüm yüz biçimlerinde, makyajla ovale yakınlaşmak hedefleniyor.
Makyörler gösteri dünyası dışında da artık birer sanatçı.
Ürünlerdeki çeşitlilik, kafa karıştırmak bir yana Cin Ali çizemeyeni bile ‘usta’lıkla ödüllendiriyor.


Gösteri dünyasında makyaj şart.

 

Yorum ekle

<< Ana sayfa